Doğum Çantası  

  Anne İçin 

  1. Gecelik 2 adet ve pijama Takım’ı 1 adet 
  2. Sabahlık 1 adet hem boyu hem kollarının uzun olması tercihimdi 
  3. Emzirme sütyeni 2 adet kişiye göre değişiyor kimileri kullanışlı bulurken kimileri rahatsız edici buluyor 
  4. Terlik yumuşak olmalı ve sıcak tutmalı 
  5. İç çamaşırı 4_6 adet bir beden büyük olması rahat etmeniz açısından 
  6.  Pamuklu çorap 2_4 adet 
  7.  Diş fırçası ve diş macunu 
  8. Hijyenik ped  

Bebek için

  1. Hastane çıkış setlerinden bir adet 
  2. 5’li takım bir adet 
  3. Çıtçıtlı zıbın iki adet
  4. Çorap iki adet 
  5. Eldiven iki adet 
  6. Şapka iki adet 
  7. Penye battaniye iki adet 
  8. Polar battaniye bir adet 
  9. Ağız mendili dört adet 
  10. Penye yelek iki adet 
  11. Bebek bezi on adet   
  12. Pamuk ve temiz bir kap 
  • Yukarıda sıraladığım liste bana aittir iki bebeğimde de bunları bulundurdum Yanımda ve bana yetti yalnız şöyle bir detay var ki ben hastane de sadece bir gece kaldım ertesi gün Öğlen saatlerinde taburcu oldum hastane de daha fazla kalınacaksa adetler arttırılabilir 
  • Fotoğraf makinanızı unutmayın ‼️ Rabbim kolay Doğumlar nasib etsin sağlıkla evinize dönün 🙏  

 

    Reklamlar

    Çocuklarda Korku 

      Instagramdan takip edenler biliyorlardır son yaşadığımız vahim olayı bilmeyenler için kısa bir özet kızım 34 aylık bu aralar tv dan İnternet’e bağlanıp çeşitli çocuk şarkıları dinliyoruz geçenlerde ben kardeşini uyuturken heyecanla korkuyla yanıma geldi anne holivin çıktı dedi bu sıralar yabancıların kutladığı cadılar bayram-ı ile alakalı bir şarkı hemen kapattık aradan 3 gün geçti şimdi bu gece odasında kitap okuduk öpüştük yattı beşiğine biraz salladım kalktı oturdu “göğsünde yatabilirmiyim anne” dedi elbette gel kuzum dedim biraz kucağımda oturdu sonra “bir sıkıntım var anne” dedi anlatmak istermisin dedim “odamdan korkuyorum holivin gelecek anne ben burda uyumak istemiyorum büyük yatakta yatalım mı”dedi sen nerede uyumak istersen orada uyuruz ama bu konuyu konuşalım dedim babasıyla beraber anlattık evimizin Güvenli olduğunu bizden başka kimsenin evde olmadığını söyledik tüm odaları gezdik baktık ve o gördüğü şeylerin sadece ekranda olduğunu buraya gelemeyeceklerini de söyledik ikna olmuş göründü ama ben ikna olmadım onun yüreğindeki korkuyu attığına inanmıyorum bu sebeple dış Dünya’dan kendimizi biraz soyutladık bir süre tv kapattık herzaman yaptığımız etkinliklere daha fazla yoğunluk verdik çok şükür şimdiler de daha iyiyiz biraz kitaplarımdan biraz internetten neler yapabileceğimize baktım sizlerle de paylaşmak istiyorum 

    Mehmet Teber 
     Çocukların zihin dünyasına akan çizgi filmlerinde korkulara neden olabileceğini ifade eden Teber, çocuğun korkuları kimi zaman transfer edebileceğinin, yeni kardeşi olan bir çocuğun ilgi eksikliği hissini bir şeyden korktuğunu ifade ederek de belirtebileceğinin altını çizdi. Uzman Pedagog Teber, “Çocuk bir şeyden korkuyorsa onun korkusunu dikkate almak gerekir.” şeklinde konuşurken alay etmek, küçümsemenin yanlış olduğunu da ifade etti. “Çocuğun korkuları aşma mekanizmalarından biri ağlamak ve titremektir.” diyen Teber, “Çocukların o yaşadıkları korku anında ağlanması sağlanmalıdır. Anne ve baba “Biliyorum bu durumdan korkuyorsun ama güvendesin, bunu beraber aşabiliriz” şeklinde telkinlerde bulunmalıdır.” tavsiyesinde bulundu. 

    Adem Güneş 

     Çocuk, “korkuyorum anne” diyorsa, korkuyordur… Böylesi bir anı yaşayan çocuğa “Ne var bunda korkacak” demek çok kaba ve çocuğun ruhuna saygısızca bir davranıştır. “Ne var bunda korkacak” demek yerine anne babasından yardım bekleyen çocuğa, tebessüm ederek, “Demek korkuyorsun, gel hadi yanıma” diyerek sahip çıkılması gerekir.  Korku olmazsa insan olmaz. Bütün korkulardan arınmış ve “hiçbir şeyden” korkmayan bir insan, toplum için potansiyel bir tehlikedir. Korku, insanın topluma uyum sağlamasını, eş, dost ve arkadaşı ile belli “sınırlar” içinde yaşamasını sağlayan en önemli insanî bir reflekstir. Ancak insan bu refleksin nasıl kullanılacağını belli yaşlarda belli provalar yaparak öğrenir ve yetişkinliğe doğru bu şekilde ilerler. 

    Kitap Aşkım Nasıl Başladı 

    Okul hayatı pek de parlak bir öğrenci değildim ve bunu hiçbir zaman da inkar etmedim her fırsatta aileme karşı dile getirdim.İlgimi çeken dersler belliydi tarih edebiyat felsefe psikoloji belki de bu dersleri sevmem de içinde insan barındırıyor olması büyük etkendi çünkü insanları herzaman sevdim.Kitaplarla da gönüllü olarak lise bittikten sonra tanıştık ve kitap aşkımı ateşleyen sırasıyla Jean Chrıstophe Grange,Stephen King,Maxime Chattam,Gregg Loomıs olmuştur o dönem Türk yazarlar ilgimi pek çekmemişti.Gece yarılarına kadar yatağın üzerine sinip hem korkup hem okuyordum annemle çok tartışırdık çok fazla okuduğum için bir türlü anlatamazdım hani şimdi insanlar bir heves dizi izliyor ya heyecan dorukta ama pat bir yerinde bitiyor taa haftaya bekleyeceksin ki o en heyecanlı yerinde ne olmuş görebilesin ama kitap da böyle bir sınırlandırma yok taa ki Kitabı’n sonuna kadar o yüzdendir elime aldığım kitapları bırakamayışım herşeyi paylaşma yanlısı olan ben sıra kitaplarıma geldiğinde hiç de öyle nazik bir insan değilimdir çünkü korkuyorum onlara zarar gelmesinden sayfasın ucu kıvrılmasın kitap bittikten sonra bile anlaşılmaz o kitap okunmuş mu okunmamış mı çünkü ayırmam ortadan ikiye iz yapmasın dışı tamam biliyorum bir çoğunuza delilik gibi gelebilir bu kadar hassasiyet ama ben zaten kitap delisiyim  

       

    Hamza Babam’a 

      
    Babam,canimin içi iki yildir her gün acıyan sol yanim. Gelmeyeceğini bildiğim ama her gün bekledigim,özlediğim…

    Çocuklarımin gözlerine her baktigimda gördüğüm, aşk meşk yalanmis sana duyduğum sevginin yaninda biliyor musun? Ne çok ozlenildigini biliyor musun? Sensiz ne bayramın tadi var ne misafirliğin kimseyi görmek istemiyorum,seni bana hatırlatan hiç kimseyi acimi katliyorlar,özlemimi çoğaltiyorlar,seni aratiyorlar.Gülen gözlerini hayat dolu sesini unutamiyorum.Beni en çok sevdiğim şeyden mahrum biraktin,sana çay vermekten bardagini gözlerdim bitse de cayi yine çay versem sana hizmet etmek kendi babama hizmet etmek gibiydi.Bu bayram kurbanı o köyde kesmedik biliyor musun? Sen yoksun ki ne önemi var nerede kestigimizin hem tadi da yoktu zaten bayramın. Bir de şey Hamza sana benziyor gözleri, bakisi, her sabah neşe içinde gülümseyerek uyanisi ondan mi ona bu kadar düşkünüm dersin.Herkes sen gittin diye senin adini verdik sanıyor bilmiyorlar ki sen olsaydin da onun adi yine Hamza olacaktı sirf sana benzesin diye.Son birşey insan sevdiklerini sevgililer gününde terk eder mi hiç? 

    Seni seviyorum babam çok seviyorum ve tarifsiz özlüyorum

    Büyük Babasından Mürdüm’e 

    Ben dedesine çok düşkün bir çocuktum çocukluğuma dair en net Hatırladığım duygu onlar Tarafından Sınırsız sevgiye boğulma hissidir ama büyükbaba hissini pek bilmem çünkü babannemle çok uzun yıllar önce ayrılmışlar o Yüzden hep bir yanım eksiktir hamileliğim boyunca hep şükrettim Kızımın hem dedesi hemde büyükbabası yanında olacaktı o bu eksikliği hissetmiyecekti çok meşhur bir cümle var ya “hayat,sen planlar yaparken başına gelenlerin toplamıdır” aynen bu cümleyi yaşattı bize hamileliğimin sanırım 7. Ayıydı Hamza babam kötü bir hastalığa yakalandı en son güne kadar aklımıza onu kaybetme ihtimali hiç gelmedi bugün olmuş hala inanamıyorum ya gittiğine ama Rabbim Herşeyin en iyisini bilendir Zeyneb  tam 52 günlüktü babam bize veda ettiğinde ve ben söz verdim kendime en azından doğumgünün de büyükbabasının eksikliğini hafifletmeye onun adına her doğumgünün de bir hediye ve büyükbabasından yazıldığını düşüneceği bir mektup hediyesini almıştım bir çift kar tanesi altın küpe ve mektubunu da yazdım ilk doğumgünün de  

       Sevgili mürdüm 
    İyiki doğdun güzel kizim,bugün yaninda olamadigim için üzgünüm ama hediyeni annene verdim.Önümüzdeki yillarda da benim hediyelerimi annenden alacaksin.Şuan yaninda olamamam yaptiklarini ve yasadiklarini bilmiyorum anlamına gelmez.Tüm gelişmelerinden haberim var.

    Büyükbaban gibi banyo yapmayı sevdiğini, oyun havası oynadigini,alkis yaptigini,Allah bir ve amin dediğini, emekledigini,şuan tam sekiz tane dişinin olduğunu, en kıymetli oyuncaginin bir essek olduğunu, uykuyla aranin pek iyi olmadigini,tipki benim gibi et yemeği sevdiğini, salincakta sallandigin da ne kadar mutlu olduğunu, anneni ne kadar seviyorsun diye sorduklarin da kollarini kocaman actigini,bebekken beni öptüğün gibi simdi babani da dudaklarından öptüğünü biliyorum.

    Anne,baba,hala,dahi,aba, mama,meme,ver,gel diye bildiğini ve halâ dede diyemedigini,bu kelimeyi sana ogretebilmek için annenin kendini henüz hazir hissetmediğini de biliyorum.

    Sen büyükbabanin küçük mürdüm erigisin ve hep öyle kalacaksin.

    Seni seviyor ve özlüyorum… 

    Ikinci doğumgünün de yazamadım ama kendime söz verdim ona her sene büyükbabasının dilinden mektup yazacağım 

    Kalıcı Izler 

    Çoğumuz gebeliğimizi Öğrendiğimiz ilk anda başlıyoruz okumaya doğuma kadar bir kütüphane dolusu kitap okumuş oluyoruz neden tek sebebi onları kusursuzca yetiştirebilmek maddiyattan bahsetmiyorum onları vicdanlı ahlaklı merhametli Ve mutlu insanlar olarak yetiştirebilmek için sonra kendimizi eğitebilmek adına okuyoruz kontrollü olabilmek sakin kalabilmek için Her şey buraya kadar tamam sonra öyle bir an geliyor ki hayatın yorgunluğu yardım eden kimsenin olmaması hatta sadece seni Anlıyorum sana hak veriyorum diyen birinin yokluğu uykusuzluğun sorumlulukların hiçbirşeyden haberi olmayan evladına karşı öyle bir cümle dökülüyor ki dudaklarından yok o an anlamıyorsun onun ruhuna açtığın yarayı az önce içeri de ayıcığıyla oynarken “uyuyacaksan uyu uyumayacaksan yorma beni kolum koptu sallamaktan” dediğinde ve sen bunu mutfaktan duyduğunda işte o hissin o pişmanlığın tarifi yok ama o anın üzerini örtme zor da olsa yüzleş itiraf et ona aslında kendisiyle alakalı olmadığını yorgun olduğunu ve ona haksızlık ettiğini ama samimi ol pişmanlığına inandır inandır ki silsin yüreğinden o anı yada yapabiliyorsan hiç yaralama o küçük Yüreğini…  

    Bolu/Gölcük 

    Saklı kalmış cennet bahçesi ✌️ biz çok gezen bir aile değiliz ibrahimin iş yoğunluğundan dolayı ama gittik mi de güzel yerlere gider o açığı kapatırız 😉 Bolu merkeze 10km uzaklıkta tabiat Park’ı içinde bulunan Gölcük kırevlerine gittik bu kez insan dinlenebildiğinde işte tatil bu diyor şimdi bol fotoğraf eşliğinde bir bakalım nereye gitmişiz

     burası bizim Kaldığımız ev yanında bir ev daha var biz alt katta kaldık dostlarımız Sibel Özsavman iki şirin kızı ve eşi üst katta evlerin girişleri farklı altta iki oda iki banyo ve hol bulunuyor Isıtma ve yalıtım harika iki adet büyük klima ve iki adet elektrikli petekle Isı sağlanıyor şimdi evin içinden bir iki kare

      
       en mutlu olduğumuz şeylerden bire de evin hemen önünde bulunan çocuk parkıydı tabi sabah gelip akşam giden minik bir koyun kalabalığı var birde o da şöyle

    Bu arada en son orta okula giderken kardeşimin bisikletine binmiştim sonra kesin unuttum diyerek hiç yanaşmamıştım ama yanılmışım Yüzmek ve bisiklete binmek aslında unutulmuyormuş evet burada bisiklete de bindim yapmadığım şey kalmadı zaten 😂😂

     Gölün etrafını iki tur attım ama indiğimde bacaklarımı hissetmiyordum heyecandan olsa gerek 🙈 birde araba kiralayabiliyorsunuz ailecek göl Çevresinde gezmek için

     bir marketi var içinde herşeyi bulabiliyorsunuz gıda hediyelik eşya çocuklar için şapka bile

     güzel bir restoran da var tabi Gazelle manzara şahane hizmet kaliteli ve personel ilgili çocuklu ailelerin hiç rahatsız olmadan rahatça yemeklerini yiyebilecekleri ve çocukların rahatça koşturabileceği çimler herşey mi harikaydı evet herşey

     sadece sabah kahvaltısı Aydın beylere ait ama ne kahvaltı bal,Tereyağ,yumurta,Börek,Gözleme,kızarmış ekmek daha aklınıza ne geliyorsa en Güzeli de çocukları memnun etme çabaları ve onlara gösterilen saygı benim için en önemlisi de bu çünkü birçok yerde bunu göremiyoruz artık

     içeride kahvaltı yapıldıktan sonra çayları bahçede içerken kızlar da bu oyuncakla epey oyalandı 😉 bu arada mangal yapmak için tasarlanmış bu şeyleri de sevdim ben yemek yedikten sonra Ateş’in Etrafında sohbet edip Çaylarımızı içtik

    Herşey için önce sevgilime teşekkür ederim sonra Gölcük Tabiat Park’ı  çalışanlarına ✌️  Göl fotoğrafları dostumuz Sibel Gün Özsavman objektifinden teşekkürler canım 💕image image image image image image image image image image image